<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Torbalı Şehir ve Yaşam Portalı &#187; Sağlık &amp; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://mytorbali.com/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mytorbali.com</link>
	<description>Büyüyen Torbalı&#039;nın Büyük Rehberi..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 May 2012 09:01:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Gıdalarda Şaşırtan Gerçekler</title>
		<link>http://mytorbali.com/gidalarda-sasirtan-gercekler/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/gidalarda-sasirtan-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 07:55:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Akne]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=3035</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yutulan sakıza ne olur, yatmadan önce yemek yemek şişmanlatır mı, çikolata ve kızarmış gıdalar akne yapar mı?&#8230; BBC Focus dergisinde yayınlanan haberde, yiyecekler hakkında yıllardır doğru bildiğimiz gerçeklerin birer efsaneden oluştuğunu açıklıyor. Şeker çocukları hiperaktif yapıyor New England Journal of Medicine isimli tıp dergisinde yer alan birkaç çalışma, çocukların beslenmesinde şekeri araştırdı. Fakat şekerli gıdalarla [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/gidalarda-sasirtan-gercekler/">Gıdalarda Şaşırtan Gerçekler</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;">Yutulan sakıza ne olur, yatmadan önce yemek yemek şişmanlatır mı, çikolata ve kızarmış gıdalar akne yapar mı?&#8230; </span></p>
<p>BBC Focus dergisinde yayınlanan haberde, yiyecekler hakkında yıllardır doğru bildiğimiz gerçeklerin birer efsaneden oluştuğunu açıklıyor.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Şeker çocukları hiperaktif yapıyor</strong></span><br />
New England Journal of Medicine isimli tıp dergisinde yer alan birkaç çalışma, çocukların beslenmesinde şekeri araştırdı. Fakat şekerli gıdalarla beslenen çocukların şeker tüketmeyenlerden farklı davranmadıkları buldular.</p>
<p>Çalışmaların çoğu &#8220;Hiperaktivitenin nedeni şeker mi?&#8221;, &#8220;Şekerli vaya aspartamlı yiyeceklerin çocukların davranışları ve zihinsel performansı üzerindeki etkileri neler&#8221; gibi konu başlıklarıyla Amerika&#8217;dan geliyor. Ancak, bu konuyla ilgili bilimsel bir bağlantı bulunamadı.</p>
<p>Indiana Üniversitesi Tıp Okulu&#8217;ndan pediatri bölümünde görevli Aaron Carroll ve Rachel Vreeman isimli profesörler, yaptıkları araştırmalarda ailelerin kanıtlara rağmen bunun bir efsane olduğuna inanmadıklarını söylüyorlar. Aileler çocuklarına şekerli içecekler verdiklerinde, onların daha hiperaktif olduğunu açıklıyorlar. Gerçekte tüm çocuklara şeker içermeyen, yapay tatlandırıcı kullanılan içecekler verildiğini söyleyen araştırmacılar, davranışlardaki farklılığın ailelerin zihninde olduğunu kaydettiler.</p>
<p>Çok fazla şeker tüketiminin diş çürüğü ve kilo alımıyla bağlantısı olduğu belirtildi.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Çiğnenmiş sakız yıllarda karnınızda kalır</strong></span><br />
Anneniz asla sakızı yutmamanızı ve arkadaşlarınız da yıllarca sakızın midenizde kaldığını söylemiştir.</p>
<p>Ancak sakızın içinde yağlar, tatlandırıcılar, renklendiriciler, vaks, doğala özdeş aromalar, reçine, emulsifiye ve sakıza esnekliğini veren elastomer bulunuyor. Şekerler ve tatlandırıcılar vücut tarafından emilebiliyor, fakat midenizdeki enzimler diğer malzemeleri parçalayamıyor. Bunun yerine, kalanlar bağırsaklarınıza taşınıyor ve 1-2 gün içinde dışarıya atılıyor.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Yatmadan önce yemek yemek sizi şişmanlatır</strong></span><br />
Bu fikir, yatmadan önce yenen yemekteki kalorileri yakacak zaman kalmaması ya da metabolizmanızın yavaş çalışması nedeniyle ortaya atılmıştır. İsveç&#8217;te yapılan bir araştırma, geceleri yemek yiyen obez kadınların daha yağlı olmadıklarını gösterdi. Çünkü onlar daha zayıf olan arkadaşlarından çok daha fazla yemek yiyorlar. Problemin yemek yenilen zaman değil, yenilen gıdanın miktarı olduğu belirtildi.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Çikolata ve kızarmış gıdalar akne yapıyor</strong></span><br />
Abur cuburların ve çikolatanın cildinizi daha fazla yağ üretimi için harekete geçirdiği ve bunun da sivilcelere yol açtığına dair yaygın bir inanç vardır.</p>
<p>Cildinizin altındaki sebum isimli doğal yağların üretiminde sivilcelerin oluştuğu doğru. Ancak bu yağlı yiyecekler yediğinizde olmuyor. Gerçekte, hormonal değişiklikler aşırı yağ üretimine yol açıyor.</p>
<p>Avustralya&#8217;da Royal Melbourne Hastanesi Dermatoloji bölümünde görevli araştırmacılar, yiyecekler ile sivilceler arasında bir bağlantı buldular. Erkekleri 2 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba tam tahıllı ekmek ve sebze gibi sağlıklı gıdalar verirken, ikinci gruba beyaz ekmek ve şekerli atıştırmalıklar verdiler. 12 hafta sonra sağlıklı beslenen grubun aknelerinde yüzde 50 oranında azalma görüldü. Sonuçlar, yağ yiyeceklerin akne oluşumuna yol açmadığını, ancak sağlıklı beslenmenin cildinizi sağlıklı tutmaya yardımcı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/gidalarda-sasirtan-gercekler/">Gıdalarda Şaşırtan Gerçekler</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/gidalarda-sasirtan-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regl Ağrılarına Bitkisel Çözüm</title>
		<link>http://mytorbali.com/regl-agrilarina-bitkisel-cozum/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/regl-agrilarina-bitkisel-cozum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 07:55:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı Kesici]]></category>
		<category><![CDATA[Regl]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Otlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2991</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kadınların en çok şikayet ettiği periyodik rahatsızlıkların 1. sırasında regl ağrıları geliyor. Ağrı kesiciler, sıcak su torbaları zaman zaman kurtarıcı görevini yapsa da artık başrolde şifalı ot civanperçemi yer almakta. Pek çok kadın, beden, cilt ve saç sorunlarına çözüm için doğadan yararlanıyor. Bu sorunlar arasında, adet düzensizlikleri ve ağrılar önemli bir yer taşıyor. Şifalı bitkilerin [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/regl-agrilarina-bitkisel-cozum/">Regl Ağrılarına Bitkisel Çözüm</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların en çok şikayet ettiği periyodik rahatsızlıkların 1. sırasında regl ağrıları geliyor.</p>
<p>Ağrı kesiciler, sıcak su torbaları zaman zaman kurtarıcı görevini yapsa da artık başrolde şifalı ot civanperçemi yer almakta.</p>
<p>Pek çok kadın, beden, cilt ve saç sorunlarına çözüm için doğadan yararlanıyor. Bu sorunlar arasında, adet düzensizlikleri ve ağrılar önemli bir yer taşıyor. Şifalı bitkilerin içinde ünlü bir ot var: Civanperçemi. Kadınlar regl döneminde bu bitkinin çayını içtiklerinde rahatlıyorlar. Ayrıca yumurtalık iltihaplanmasında da kadınların tercih ettiği şifalı bir bitkidir…</p>
<p>Bitkisel şifa formülleri her zaman için dikkat çekiyor. Nedeni atalarımızdan bugüne dek gelen ve eskimeyen bir şifa yöntemi olması. Şifalı otlara olan talep büyükannelerimizden bu yana hiç azalmadı ki!Hatta eskiden bu otlardan &#8220;sofraya aş, hastaya ilaç&#8221; olarak söz edilirdi. Doğadaki bu denge her zaman vardı. Bir hastalık baş gösterdiğinde, onun şifasının yine doğada olduğuna dair sözler hemen her dilde çok eski eserlerde yer aldı. Doğanın insana hediye ettiği şifa gerçeğinden hareketle, size bundan sonra doğal şifa hakkındaki bilgilerimi paylaşacağım. 15 yıldır bitkilerle uğraşan bir herbalist olarak değineceğim konular sadece bitkiler ve otlar olmayacak tabii. Bunların dışında insan sağlığı ve kişisel bakım için çok güzel sonuçlar yaratan besinler ve uygulamalardan da söz edeceğim.</p>
<p><strong>Civanperçemi ile oturma banyosu</strong><br />
Şifalı otlardan öyle basitçe söz etmek doğru değil. Çünkü bu otları toplamanın, saklamanın, kurutmanın incelikleri var. Örneğin kadınlar için önem taşıyan &#8220;civanperçemi&#8221; çayırlarda, dar tarla yollarında yetişiyor. Adet kanamaları düzensiz kadınlar, bu bitkinin çayını içtiklerinde rahatlıyorlar. Ayrıca yumurtalık iltihaplanmasında kadınların tercih ettiği bir ot. Tabii birçok etkisi var, onlardan da söz etmek istiyorum.</p>
<p>Hemoroid yani basur hastalığında da oturma banyosu çok faydalı. Ayrıca yüzde kırmızılık görüntüsü veren kılcal damar çatlamalarına karşı da çok etkili bir bitki. Bunun için uygulaması: Her gün civanperçemi çayına bir tutam pamuk batırılarak yüzün silinmesi yoluyla gerçekleşiyor.</p>
<p><strong>Pek çok kişi bu otun nasıl kullanılacağını bilmez</strong><br />
Oturma banyosu da etkili yararlanma yollarından biridir. Bir kaba demlenmiş olarak bu ot konulup, oturma banyosu yapılırsa (banyoda hazırlanıyor) ağrılar azalır. Oturma banyosu da şöyle yapılıyor: 1 litre kaynar suya, 30 gr civanperçemi atıp 3 dakika kısık ateşte kaynatın. Sonra 15 dakika demlensin. Banyoda suyla çoğaltılarak ılık hale getirin ve bu suda15 dakika oturun, etkisini göreceksiniz.</p>
<p>Rahim akıntılarına çözüm olarak da bu oturma banyolarını deneyin. Menopoz döneminde ise çayını içmek iyi geliyor. Bitki, kemik iliği hastalıklarında da yardımcı bir rol üstleniyor. Ayrıca, kadınları bezdiren vajinal kaşıntılara bitkinin kaynama suyu deva. Haftada iki kez yaptığınız oturma banyolarında, eğer düzenli uygulamayı aksatmazsanız, bunlarla gelen rahatsızlıkları yok ediyor. Yalnız gebelik süresince kullanılmaması benim gibi bütün herbalistlerin tavsiyesidir.</p>
<p><strong>Sirke bir ecza deposu gibi</strong><br />
Çok basit ifadeyle ekşimiş üzüm ve elma suyu diyebiliriz sirkeye. İçinde C vitamini, bazı madeni tuzlar bulunur. Cilt güzelliğine düşkün müsünüz? Sirke size müthiş bir yardımcı bu konuda. En başta yazın güneşten dolayı yüzünüzde oluşan lekeler için güzel bir &#8220;doğal kozmetik&#8221;. Bir su bardağı suya bir çorba kaşığı sirke koyun, biraz ocakta ılıtın. Bu elde ettiğiniz sıvıyı bir şişeye koyun. Akşamları yatarken bu su ile cildinizi temizleyin.</p>
<p>Sirke ve zeytinyağı gibi bitkisel ürünlerin cilde ne gibi etkisi olduğu yolunda sorular da Aroma Şifalı Bitkiler&#8217;e sık gelyior. Elma sirkesi cildin ph seviyesini normal düzeye çeker. Cildin pul pul olmasını engeller. Ayrıca sirke antiseptik olduğu için enfeksiyona neden olan bakterilerin çoğalmamasını sağlar.</p>
<p>Doğal ve sağlıklı saçlara kavuşmak isteyenler için iyi bir seçim sirke&#8230; Başınızı yıkadıktan sonra durulama suyuna bir veya iki çorba kaşığı sirke atın ve son kez yıkayın. Bu uygulama ile hem kepek kalmaz, hem de saç telleri canlanır ve parlaklaşır.</p>
<p>Sirkede binbir deva var. Ayrıca şifa amacıyla tüketebilirsiniz. Bu aralar herkes gripten korkuyor. Bu tip hastalıklara karşı sirkeli su mikrop önlemeye güzel doğal bir önlemdir. Sirke asidinin mikrop öldürücü özelliği bulunuyor. Bir su bardağı suya, bir çorba kaşığı elma sirkesi koyarak suyu karıştırın. Sıvıyı bir kaşık balla tatlandırın. Sabah kalkınca bu sudan için.<br />
Elma sirkesindeki kalsiyum miktarı hayli fazladır. Kemikleri mineral bakımından zenginleştiren sirke osteoporozu önlemede etkili olur. </p>
<p><strong>Doğadan pratik notlar:</strong> Bazı insanlar kaşıntıdan muzdadiptir. Kaşıntı olan bölgeye oğulotu&#8217;ndan bir yöntem önereceğim: Bir miktar suya, bir tutam oğulotu atın ve kaynatın. Fazla erimeden sudan çıkarın. Lapa haline getirin ve iyice ılık hale gelince kaşıntılı bölgeye sürün.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/regl-agrilarina-bitkisel-cozum/">Regl Ağrılarına Bitkisel Çözüm</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/regl-agrilarina-bitkisel-cozum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıllı Bir Düşman: HIV Virüsü</title>
		<link>http://mytorbali.com/akilli-bir-dusman-hiv-virusu/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/akilli-bir-dusman-hiv-virusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Apr 2010 14:12:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[AİDS]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[HIV Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Retrovirüs]]></category>
		<category><![CDATA[RNA]]></category>
		<category><![CDATA[Science]]></category>
		<category><![CDATA[T Hücreleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2963</guid>
		<description><![CDATA[<p>Virüslerin neredeyse en tehlikelisi, insanoğlunu en çok uğraştıranı ve belki de daha uzun yıllar uğraştıracak olanı &#8220;HIV&#8221; virüsüdür. Çünkü bu mikro varlık, diğer virüslerden farklı olarak, savunma sistemini tamamen devre dışı bırakır. Savunma sistemi çalışmayan bir insanın yaşamını devam ettirmesi ise imkansızdır. Daha fazla şey öğrendikçe, her şeyden daha az emin oluyoruz.&#8221; Bu cümle, haftalık [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/akilli-bir-dusman-hiv-virusu/">Akıllı Bir Düşman: HIV Virüsü</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Virüslerin neredeyse en tehlikelisi, insanoğlunu en çok uğraştıranı ve belki de daha uzun yıllar uğraştıracak olanı &#8220;HIV&#8221; virüsüdür. Çünkü bu mikro varlık, diğer virüslerden farklı olarak, savunma sistemini tamamen devre dışı bırakır. Savunma sistemi çalışmayan bir insanın yaşamını devam ettirmesi ise imkansızdır.</p>
<p>Daha fazla şey öğrendikçe, her şeyden daha az emin oluyoruz.&#8221; Bu cümle, haftalık bilim dergisi Science&#8217;nin AIDS üzerinde çalışan dünyanın en tanınmış 150 araştırmacısı arasında yaptığı bir anketin ortak cevabını oluşturuyor. Gerçekten de, artık kimse yıllardır savunulan tezler hakkında kesin yargılara varamıyor. Daha düne kadar doğruluğu tartışma götürmeyen kimi görüşler temelden yanlış olduğu anlaşılarak bir kenara bırakılıyor. Sonunda öyle bir noktaya geliniyor ki, artık geriye dönülerek, bir zamanlar yalnızca gülünüp geçilen, kimsenin değer vermediği AIDS ve etkeni HIV hakkındaki eski teoriler bile tek tek yeni baştan ele alınıp geçerlilikleri tartışılıyor.</p>
<p>Aradan geçen seneler bu durumu değiştirmek yerine, daha da pekiştirmiştir. Bugün hala cevapsız kalan bir çok soru olmakla beraber, yeni buluşlar, mevcut soruların sayısını arttırmıştır. Ve AIDS hala insanoğlu için gizemini korumaktadır.</p>
<p>HIV hakkında bilinen en önemli şeylerden biri, bu virüsün tüm vücut hücrelerine değil ancak bazılarına girdiğidir. Bunlar arasında da esas hedef, savunma sisteminin en etkin elemanı olan yardımcı T hücreleridir. Bu aslında çok önemli bir noktadır. Girebileceği sayısız hücre çeşidi varken, işine en fazla yarayacak olan savunma sistemi hücrelerini seçmesi insan vücudu için büyük bir yıkımın başlangıcı olur.</p>
<p>Savunma sistemin can damarı olan T hücreleri ele geçirilince geriye beyin takımı gitmiş, düşmanı tanıyamayan bir ordu kalır. Aslında bu çok önemli bir savaş taktiğidir. Çünkü haberleşme ve istihbarat sistemi çökmüş bir ordu, gücünün tamamını yitirmiş sayılır. </p>
<p>Dahası vücudun ürettiği antikorlar da AIDS virüsüne bir zarar vermezler. AIDS&#8217;li hastalarda antikor üretimi devam eder ama katil T hücrelerinin olmamasından dolayı etkileri çok azalır.</p>
<p>Cevaplanamayan sorulardan biri de budur: HIV, odaklanması gereken en iyi hedefi nasıl bilebilir? Çünkü vücuda girdiğinde savunma sisteminin beyninin T hücreleri olduğunu anlayana kadar, zaten mevcut sistem tarafından yok edilecektir. İnsan bedenine daha önceden girip bir istihbarat edinmesi de mümkün olmadığına göre, bu taktiği izlemesi gerektiğini nereden öğrenmiştir? </p>
<p>Bu, virüsün şaşırtıcı marifetlerinin sadece ilk basamağıdır. İkinci basamakta, hedef olarak belirlediği hücrelere bağlanması gerekecektir. Bu, onun için hiç de zor bir işlem değildir. Çünkü, bu hücrelere anahtarın kilide uyması gibi bağlanır. </p>
<p>Üçüncü basamakta HIV virüsü kendisine hayat verecek mucizevi bir dizi işlemden geçer.</p>
<p>HIV yalnızca bir retrovirüstür. Yani, yapısında genetik materyal olarak yalnızca RNA bulunur, DNA&#8217;sı yoktur. Bu retrovirüsün yaşamını devam ettirebilmesi için DNA&#8217;ya ihtiyacı vardır ve bunu elde etmek için de oldukça ilginç bir yönteme başvurur. Konuk olduğu hücrenin nükleik asitlerini kullanarak, kendi bünyesinde taşıdığı (geriye doğru anlamına gelen) reverse transkriptaz enzimi ile RNA&#8217;sını DNA&#8217;ya çevirir. Daha sonra bu DNA&#8217;yı içinde bulunduğu hücrenin çekirdeğindeki DNA&#8217;ya yerleştirir. Böylece virüsün kalıtım malzemesi, T hücresinin kalıtım malzemesi haline gelmiş olur. Yani hücre çoğaldıkça, beraberindeki virüsler de çoğalır. Artık hücre, virüs için bir fabrika gibi çalışmaya başlamıştır. Ancak olayın kahramanı HIV&#8217;in amacı, yalnızca tek hücreyi istila etmek değildir. O, bu kadarla yetinmeyip, tüm vücudu ele geçirmek isteyecektir. </p>
<p>Bu da dördüncü basamaktır: Bir şekilde o ve diğerleri (hücre çoğalırken, kendisini de çoğalttığından, artık birçok HIV virüsü oluşmuştur) bulundukları hücreden çıkıp, sayılarını arttırmak için yeni hücreler istila etmek isterler. Ancak bunun için özel bir çaba sarfetmezler. Çünkü, olayların doğal akışı tam istedikleri biçimde gerçekleşecektir: İstilaya maruz kalan T hücresinin zarı, bir süre sonra basınca dayanamayıp delik deşik olur ve böylece yeni virüsler, hücre dışına çıkarak kendilerini ağırlayacak başka hücreler bulur. Böylelikle virüs, sayısını artırdığı gibi, içinde barındığı T hücresini de öldürmüş olur. </p>
<p>Buraya kadar yüksek bir başarı grafiği ile gelen HIV, artık bedeni ele geçirmiştir. En azından, insanlık onu yenecek bir ilaç bulana kadar.. Şimdi virüs dilerse uykuya yatıp, senelerce vücutta sesini çıkarmadan yaşar ya da büyük taarruza hemen başlar. </p>
<p>HIV vücuda girdikten sonra günde on milyar kadar virüs üretmektedir. Bir gün gibi kısa süreye sığan bu hızlı üretim işlemi, kuşkusuz şu anki teknolojinin bile başedemeyeceği bir durumdur. Üstelik üretilen basit bir şey de değildir. Burada söz konusu olan, koskoca insan bedenini tamamen ölüme götürebilecek yetenekte, mükemmel bir plan sonucunda hücreyi ele geçiren ve kendi kopyalarını ürettiren bir mikroorganizmadır. </p>
<p>Ayrıca HIV&#8217;in yetenekleri bu kadarla da sınırlı kalmaz. Bu virüs, yakalanmamak için, kendini değişik kalıplara sokar. Bu sayede kendisine karşı kullanılan tüm ilaçlar etkisiz kalır. Tıp bugün, virüse aynı anda çok sayıda ilaçla saldırarak, bu direncin bir nebze olsun önüne geçmeyi başarmıştır. Ama, problem kökünden hallolmamış, yalnızca hastaların yaşam süresi biraz daha uzamıştır. </p>
<p>Burada tehlikeyi sezmiş bir virüsün, kendini yenilemesi gerçekten hayret uyandırıcıdır. Bilim adamları, bu taktik karşısında çaresiz kalmıştır.</p>
<p>HIV&#8217;in akıl almaz taktikleri yalnızca bunlar değildir. Kandaki yardımcı T hücreleri, tıpkı bir fermuarın dişleri gibi birbirlerine değerek yüzerler. Dolayısıyla HIV, kandaki antikorlara değmemek için bir T hücresinden diğerine atlayarak ilerler. Burada bahsedilen virüs, yalnızca bir mikron büyüklüğünde, DNA&#8217;sı bile olmayan hatta canlı olarak bile nitelendirilmeyen bir varlıktır. Bu varlığın, insan bedenini bu kadar iyi tanıyıp onunla başedebilecek sistemler kurması, bunları hata yapmadan eksiksizce uygulaması ve kullanılan tüm silahlardan kendini koruyabilecek şekilde sürekli değişikliğe uğraması, gerçekten hayret uyandırmaktadır. Bu durum, insanoğlunun gözle görülemeyen bir virüs karşısında ne kadar aciz kaldığının ve insanın ne kadar zayıf olarak yaratıldığının önemli bir örneğidir. </p>
<p><strong>&#8230;İnsan zayıf olarak yaratılmıştır.	 (Nisa Suresi, 28)</strong></p>
<p><a href="http://mytorbali.com/akilli-bir-dusman-hiv-virusu/">Akıllı Bir Düşman: HIV Virüsü</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/akilli-bir-dusman-hiv-virusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cips astım krizine yol açıyor!</title>
		<link>http://mytorbali.com/cips-astim-krizine-yol-aciyor/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/cips-astim-krizine-yol-aciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 07:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Astım]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Artar]]></category>
		<category><![CDATA[Patates Cipsi]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2807</guid>
		<description><![CDATA[<p>Astımın solunum yollarının kronik bir iltihabı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle çocuklarda birçok sebebin hastalığı tetiklediğini belirtiyor. Nefes darlığı, hışıltı, hırıltılı solunum, uzun süren öksürük ve göğüste baskı hissinin hastalık belirtisi olacağını kaydeden uzmanlar, patates cipsi ve kuru mevye gibi sülfitlerin ağır astım krizine sebep olacağına işaret ediyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/cips-astim-krizine-yol-aciyor/">Cips astım krizine yol açıyor!</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Astımın solunum yollarının kronik bir iltihabı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle çocuklarda birçok sebebin hastalığı tetiklediğini belirtiyor. Nefes darlığı, hışıltı, hırıltılı solunum, uzun süren öksürük ve göğüste baskı hissinin hastalık belirtisi olacağını kaydeden uzmanlar, patates cipsi ve kuru mevye gibi sülfitlerin ağır astım krizine sebep olacağına işaret ediyor.</p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Artar, astım ataklarının mevsimsel değişiklik gösterebildiğini söyledi. Çevresel faktörlerden korunarak astım şiddetinin, süresi ve kriz sıklıklarının azaltılabileceğini vurgulayan Dr. Artar, “Bu yüzden çevre ile ilgili önlemler çocukluk çağında astım mücadelesinde öne çıkmaktadır. Astım riski olan çocuklarda ilk 6 ay mümkünse sadece anne sütü verilmelidir. Anne sütü yoksa allerjik olmayan mama tercih edilmelidir. Ailede allerji öyküsü var ise, doğum zamanının polen mevsimine rastlamamasına dikkat edilmelidir. Ev içinde tüylü hayvan bulundurulmamalı, sigara içilmemeli ve mutlaka çok düzenli olarak ev tozları temizliği yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p>Ev içerisindeki ‘ev tozu akarları’nın hastalığı ilerletebileceğini kaydeden Dr. Artar, akar kontrolü için yatak ve yastıkların akar geçirmediği düşünülen plastik veya vinil örtüler ile kaplanmasını tavsiye etti. Yatak çarşaf ve yastık kılıflarının haftada bir kez kaynatılarak yıkanmasını isteyen Dr. Artar, uyarılarına şöyle devam etti:<br />
“Odadaki tüylü oyuncaklardan ve gereksiz kumaş eşyadan odayı arındırın. Duvardan duvara halı kullanmayın, mümkünse çocuğun yatak odasındaki tüm halıları kaldırın ve boş zemini haftada bir ıslak bezle silin ve tozunu alın. Odayı sık sık havalandırın, nemden ve rutubetten koruyun. Yatak odalarında buhar makinesi ve nemlendirici kullanmayın.</p>
<p>Mümkünse ev ortamında hayvan beslenmemelidir. Hayvanlardan en fazla sorun yaratan kediler olup, kedilerden uzak durulmalı evde asla kedi beslenmemeli. Bunun yanında kuş, güvercin ve köpeklerde alerjen olduğundan sakınılmalı. Sülfitler (patates cipsi, karides, kuru meyva) ağır astım krizine sebep olabilir. Boyalı maddeler ve şekerlemeler de astım krizini tetikleyebilir. Aspirin gibi ilaçlar alerjik şikayetlerinizi artırabileceğinden dolayı astımlı hastalarda kullanılmamalıdır. Ayrıca bazı romatizma ilaçları ve göz damlaları da astım krizini tetikleyebileceğinden doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır. Boyalı katkı maddeleri çocuğunuzun alerjisini artırıyorsa bu maddelerin listesini çıkarıp doktorunuza bu konuda bilgi verin.”</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/cips-astim-krizine-yol-aciyor/">Cips astım krizine yol açıyor!</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/cips-astim-krizine-yol-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alafranga tuvaletler sağlıksız</title>
		<link>http://mytorbali.com/alafranga-tuvaletler-sagliksiz/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/alafranga-tuvaletler-sagliksiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 20:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özkul]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dizanteri]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Klozet]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Tifo]]></category>
		<category><![CDATA[Tuvalet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2793</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Uzmanı Dr. Ahmet Özkul, bulaşıcı hastalıkların yayılmaması için tuvalet kullanımının çok önemli olduğunu söyledi. Alafranga tuvaletlerin genel kullanımlarda oldukça zararlı olduğuna dikkat çeken Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Uzmanı Dr. Ahmet Özkul, şöyle konuştu: &#8221;Bizim kültürümüzde alaturka tuvaletler var. Ama son dönemde modernleşmeyle birlikte alafranga tuvaletlerle karşılaşıyoruz. Genel kullanım amaçlı olan tuvaletlerde, alafranga tuvaletler [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/alafranga-tuvaletler-sagliksiz/">Alafranga tuvaletler sağlıksız</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Uzmanı Dr. Ahmet Özkul, bulaşıcı hastalıkların yayılmaması için tuvalet kullanımının çok önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Alafranga tuvaletlerin genel kullanımlarda oldukça zararlı olduğuna dikkat çeken Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Uzmanı Dr. Ahmet Özkul, şöyle konuştu: &#8221;Bizim kültürümüzde alaturka tuvaletler var. Ama son dönemde modernleşmeyle birlikte alafranga tuvaletlerle karşılaşıyoruz. Genel kullanım amaçlı olan tuvaletlerde, alafranga tuvaletler birçok hastalıkların bulaşmasına ve temizliğin yerine getirilemeyişine sebep oluyor. Onun için topluma açık tuvaletlerde klozetlerin kullanılması zararlı oluyor, doğru olmuyor. Klozetler, parazitel hastalıklar, mantar hastalıkları, tifo, dizanteri ve hepatit a gibi dışkıyla bulaşan hastalıkların bulaşmasına sebep olabilmektedir. Genel kullanımlı merkezlerde mutlaka alaturka tuvaletin olması gerekir. Bu halk sağlığı açısından olduça önemlidir.&#8221;</p>
<p>Özellikle çocuklar ın umuma açık tuvaletlerde alafranga tuvalet kullanmaması konusunda uyarıda bulunan Özkul, çocukların klozetlerden mikrop kapma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyledi. En azından genel tuvaletlerde çocuklar için alaturka tuvaletler olması gerektiğini anlatan Dr. Özkul, &#8220;Çocukların klozetli tuvaletlerden korunmasını sağlamalıyız. Bizim kültürümüzde olan alafranga tuvaletler daha sağlıklı ve daha hijyeniktir&#8221; dedi. </p>
<p><a href="http://mytorbali.com/alafranga-tuvaletler-sagliksiz/">Alafranga tuvaletler sağlıksız</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/alafranga-tuvaletler-sagliksiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Kanserin En Büyük Nedeni</title>
		<link>http://mytorbali.com/iste-kanserin-en-buyuk-nedeni/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/iste-kanserin-en-buyuk-nedeni/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 20:39:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[Human Papilloma]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Onkoloji Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İsmail Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Teknofobik Cihazlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2790</guid>
		<description><![CDATA[<p>Cep telefonlarının kanserin en büyük nedeni olduğunu zannediyoruz. Fakat uzmanlar gerçeğin öyle olmadığını söylerken kanserin en büyük nedenini de açıkladılar. Uluslararası çalışmalarda, teknofobik ürünler olan mikro dalga fırınlar, bulaşık makinesi ve cep telefonlarının kanser yaptığına dair kesin veriler bulunmadığı, kansere yol açan nedenler arasında tütün kullanımı ve beslenme alışkanlığının ilk sırada olduğu belirtiliyor. Hacettepe Üniversitesi [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/iste-kanserin-en-buyuk-nedeni/">İşte Kanserin En Büyük Nedeni</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cep telefonlarının kanserin en büyük nedeni olduğunu zannediyoruz. Fakat uzmanlar gerçeğin öyle olmadığını söylerken kanserin en büyük nedenini de açıkladılar.</p>
<p>Uluslararası çalışmalarda, teknofobik ürünler olan mikro dalga fırınlar, bulaşık makinesi ve cep telefonlarının kanser yaptığına dair kesin veriler bulunmadığı, kansere yol açan nedenler arasında tütün kullanımı ve beslenme alışkanlığının ilk sırada olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı, İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, teknofobik cihazlar ve kanser ilişkisi hakkında yaptığı açıklamada, &#8221;teknofobi&#8221;nin teknolojik ilerlemelerin getirdiklerinden duyulan endişe anlamına geldiğini belirterek, teknofobi kurbanları arasında modern teknoloji ürünü cihazların ön sırada yer aldığını söyledi. Çelik şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bilimsel zeminden ziyade daha çok dedikodu şeklinde yayılan teknofobinin kurbanları, televizyon , cep telefonu, bilgisayar, mikrodalga fırınlar, bulaşık makineleri gibi cihazlardır. Bu cihazlar, aslında kanser sebepleri arasında listenin son sıralarında bile yer almazlar.</p>
<p>Kansere yol açan gerçek sebepler çoğunlukla çevresel ve yaşam tarzı kökenlidir. Tütün ve tütün mamulleri kullanımı, beslenme alışkanlıkları, şişmanlık, fizik aktivite azlığı, alkol kullanımı, çeşitli enfeksiyonlar (Hepatit B ve Human Papilloma virüsleri) ve bilinçsiz güneş ışığı maruziyeti kanser sebeplerinin yüzde 90-95&#8242;ini oluşturur.</p>
<p>Bir diğer anlatımla kanserden korunmak için yaşam biçimimizi değiştirmemiz ve sigara dumanına maruz kalmayan, sağlıklı beslenen, şişman olmayan ve fiziksel olarak aktif bireyler olmamız gerekli ve yeterlidir. &#8221;</p>
<p><strong>UYARI MEVCUT DEĞİL</strong><br />
En çok tartışılan teknofobik cihazın cep telefonu olduğunu belirten Çelik, 2000 yılında her 100 kişiden 12.2&#8242;si cep telefonu kullanırken bu sayı 2007 yılında 100 kişide 49.5&#8242;a yükseldiğini söyledi.</p>
<p>Çelik, cep telefonu kullanımı ile kanser gelişimi riski arasındaki ilişkinin uzun süredir sağlık otoritelerinin, teknoloji üreticilerinin ve kamuoyunun gündeminde önemli bir yer işgal ettiğini ifade ederek, &#8221;Günümüzde cep telefonlarının çoğunun yaydıkları elektromanyetik dalgalar 800 ila 2000 MHz arasındadır ve mikrodalga spektrumundadır ve bu frekanstaki dalgalar Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korunma Komitesince belirlenen sağlık güvenliği sınırlarının dışındadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bu yüzden çalışmaların devam ettiğini ve güvenlik ölçütlerinin sürekli sorgulandığını, bu kapsamda Türkiye&#8217;nin de içinde bulunduğu uluslararası çalışmaların yürütüldüğünü dile getiren Çelik, Ekim 2009 tarihinde yapılan bir çalışmaya ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Bu çalışmada geçtiğimiz on yıl içinde yapılmış bazı epidemiyolojik çalışmalarda mobil telefon kullanımı ile beyin tümörleri, baş boyun tümörleri, non-Hodgkin lenfoma ve testis kanseri gibi malign veya benign tümörlerin gelişimleri arasında bir risk ilişkisinin var olup olmadığı incelendi. Bir araya getirilen ve incelenen vaka-kontrol çalışmalarının bazılarında mobil telefon kullanımı ile tümör riski arasında pozitif bir ilişki bulunurken diğer vaka-kontrol çalışmalarında herhangi bir ilişki tespit edilemedi.</p>
<p>Ayrıca bu vaka-kontrol çalışmaları dışında kalan tek geriye dönük kayıt incelemesi çalışmasında, kısa veya uzun dönem kullanım ile risk arasında herhangi bir ilişki gösterilmedi. Bugüne kadar yapılmış çalışmalarda cep telefonu kullanımının kansere yol açtığına ilişkin halihazırda bir bulgu ve uluslararası örgütlerce yapılmış bir uyarı mevcut değil. Yine de bilim insanları, daha geniş kapsamlı çalışmalar yaparak konuyu araştırmaya devam ediyor.&#8221;</p>
<p><strong>TRAFİK KAZASI RİSKİ</strong><br />
TÜBİTAK tarafından konuya ilişkin yayımlanan rapor hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Çelik&#8217;e göre, raporda şu görüşlere yer veriliyor:</p>
<p>&#8221;Yapılan çalışmalar sonucunda cep telefonlarından yayılan elektromanyetik dalgaların beyin fonksiyonlarını kısa süreli etkilediği gösterilmekle birlikte, bu değişimlerin baş ağrısı, uykusuzluk veya psikolojik bozukluklarla ilişkisini gösteren bilimsel bir kanıt elde edilmemiştir. Cep telefonu veya araç telefonu kullanımının bugün için kanıtlanmış tek sağlık riski, araç sürerken kaza riskini arttırmasıdır.&#8221;</p>
<p>Raporda, cep telefonu kullanımında özellikle çocuklar açısından aşırıya kaçınılmaması, baz istasyonu ve cep telefonlarının standartlara uygun olarak imal edilmesi, baz istasyonları anten yerleşimlerinin yaşam alanları göz önüne alınarak planlanması ve periyodik kontrollerinin yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>
<p>TÜBİTAK&#8217;ın raporunda, elektromanyetik radyasyonun insan yaşamından tümüyle çıkarılmasının mümkün olmadığı belirtilerek, &#8221;dolayısıyla, her yeni teknolojide olduğu gibi kullanımında dikkatli davranılması gerektiği&#8221; uyarısında bulunuluyor.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/iste-kanserin-en-buyuk-nedeni/">İşte Kanserin En Büyük Nedeni</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/iste-kanserin-en-buyuk-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göbek Erittiren 7 İpucu</title>
		<link>http://mytorbali.com/gobek-erittiren-7-ipucu/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/gobek-erittiren-7-ipucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 12:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Baklagiller]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bel İnceltici]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Simidi]]></category>
		<category><![CDATA[Göbek]]></category>
		<category><![CDATA[Kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[Love Handle]]></category>
		<category><![CDATA[Lycra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2672</guid>
		<description><![CDATA[<p>Göbek bölgesi yağları hem kadın hem de erkeklerde sıklıkla karşılaşılan başlıca problemlerdendir. Uzmanlar, göbek yağlarından şikâyet edenler için hem bel bölgesini incelten hem de göbek yağlarını eriten yedi pratik çözüm sunuyor. İşte göbek eriten 7 ipucu.. Bel simidi olarak adlandıran bel bölgesindeki kalınlık ve göbeğiniz canınızı sıkıyorsa 7 öneriye kulak vermenizde fayda var. Bel ve [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/gobek-erittiren-7-ipucu/">Göbek Erittiren 7 İpucu</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Göbek bölgesi yağları hem kadın hem de erkeklerde sıklıkla karşılaşılan başlıca problemlerdendir. Uzmanlar, göbek yağlarından şikâyet edenler için hem bel bölgesini incelten hem de göbek yağlarını eriten yedi pratik çözüm sunuyor. İşte göbek eriten 7 ipucu..</p>
<p>Bel simidi olarak adlandıran bel bölgesindeki kalınlık ve göbeğiniz canınızı sıkıyorsa 7 öneriye kulak vermenizde fayda var.</p>
<p>Bel ve karın bölgesinde bir zamanlar gurur duyduğumuz kaslar, 30′lu yaşlardan sonra yavaş yavaş yerini yağa bırakır. Eğer hiçbir önlem almazsak 40-45 yaşına geldiğimizde bu yağların büyük çoğunlukla belde toplandığını ve bel simidini oluşturduğunu görürüz.</p>
<p>İngilizcede “<span style="color: #333399;">love handle</span>” olarak ifade edilen Türkçeye bel simidi olarak çevrilen vücudumuzun bu bölümünde oluşan kalınlaşma, sağlığı da tehdit eder hale gelir.</p>
<p>Bel simidinin kalınlaşmasında yaşın çok büyük bir önemi var. Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron hormonları vücuttaki yağ miktarını kollara, bacaklara ve basene eşit miktarda dağıtır. Yaşla birlikte hormonlar eskiden olduğu gibi çalışmaz ve yağ belli bölgelerde birikmeye başlar.</p>
<p><strong>5 yiyecekten uzak durun</strong><br />
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmelisiniz. Beş zararlıyı ise asla tüketmeyeceksiniz. Şeker, kurabiye ve bisküviler, pasta, kola ve patates cipsi. Kızartılmış yiyecekleri ayda bir kere tüketin.</p>
<p><strong>Baklagilleri tercih edin</strong><br />
Neler yiyebileceğinizi bilmelisiniz. Fasulye, mercimek, kiraz, çilek ve vişne en çok tavsiye edilen yiyeceklerdir. Bunlardan günde 20-30 gram tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>Bol su için</strong><br />
Bol su içmek yapabileceğiniz en yararlı önerilerden biri. Su midenizde doygunluk hissine neden olur ve daha az yemenizi sağlar. Alkolden uzak durun. Likör ve bira yağların göbek çevresinde toplanmasına neden olur.</p>
<p><strong>Kalsiyum takviyesi yapın</strong><br />
Vitamin takviyesi çok önemli, özellikle kalsiyum takviyesi. Kalsiyum kemiklerinizi korur ve osteoporozu önler. Doktorunuza danışarak hangi miktarda kalsiyum almanız gerektiğini öğrenin. Göbeğinizi eritmek için zayıflama ilacı kullanmanız ise önerilmiyor.</p>
<p><strong>Bel inceltici spor yapın</strong><br />
Yapılacak en doğru çözüm sporla olacaktır. En iyi sporlar, kick boks, squash, yüzme ve tenis. Bunun yanında aerobik egzersizler de göbek çevresindeki yağı inceltir.</p>
<p><strong>Dik yürüyün, dik oturun</strong><br />
Vücudunuzun duruş şeklini ve yürüyüşünüzü gözden geçirin. Dik yürümeye ve oturmaya özen gösterin. Göbeği içe çekip bırakmak da faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Şekillendirici kıyafet giyin</strong><br />
Vücudunuzu şekillendirici kıyafetler giyebilirsiniz. Bel çevresi için üretilen lycra içeren kıyafetler tercih edin. Ancak mutlaka beden ölçünüze uygun olmalı aksi takdirde faydasını göremezsiniz.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/gobek-erittiren-7-ipucu/">Göbek Erittiren 7 İpucu</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/gobek-erittiren-7-ipucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enginarın Faydaları</title>
		<link>http://mytorbali.com/enginarin-faydalari/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/enginarin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 06:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Besin Tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[Cynara Scolymus]]></category>
		<category><![CDATA[Damar Sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[Enginar]]></category>
		<category><![CDATA[Fosfor]]></category>
		<category><![CDATA[Kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[Magnezyum]]></category>
		<category><![CDATA[Manganez]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2520</guid>
		<description><![CDATA[<p>Cynara scolymus yani enginar, içeriğinde bulunan cynarin ile karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın temizlenmesini sağlıyor. Besin değeri çok yüksek. Bol miktarda A, D, B6 ve C vitamini içeriyor. Kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor yönünden de çok çok güçlü. Romatizma, üre, kolestrol ve damar sertliğine de iyi geliyor. Sebze olarak tüketebileceğiniz gibi [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/enginarin-faydalari/">Enginarın Faydaları</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cynara scolymus yani enginar, içeriğinde bulunan cynarin ile karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın temizlenmesini sağlıyor. Besin değeri çok yüksek. Bol miktarda A, D, B6 ve C vitamini içeriyor. Kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor yönünden de çok çok güçlü. Romatizma, üre, kolestrol ve damar sertliğine de iyi geliyor. Sebze olarak tüketebileceğiniz gibi yapraklarını da kaynatarak içebilirsiniz.</p>
<p><strong>Besin Tablosu (1 adet, yaklaşık 165 gram, çiğ)</strong><br />
Enerji     16 kcal<br />
Toplam karbonhidrat 17 gr.   %6<br />
Diyet lifi    9 gr.   %35<br />
Şeker     2 gr<br />
Protein     5 gr.</p>
<p><strong>Vitaminler</strong><br />
<span style="color: #808000;">A vitamini    21.1 IU %0<br />
C vitamini    19 mg  %32<br />
E vitamini    0.3 mg  %2<br />
K vitamini    24 mcg. %30<br />
Nasin     1.7 mg  %8<br />
B6 vitamini    0.2 mg  %9<br />
Folik asit 110 mcg.  %28</span></p>
<p><strong>Mineraller</strong><br />
<span style="color: #ff6600;">Kalsiyum    71.3 mg  %7<br />
Demir     2.1 mg  %12<br />
Magnezyum    97.2 mg %24<br />
Fosfor      146 mg %15<br />
Potasyum    599 mg %17<br />
Manganez    0.4 mg  %21<br />
Çinko     0.8 mg  %5</span></p>
<p><a href="http://mytorbali.com/enginarin-faydalari/">Enginarın Faydaları</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/enginarin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir bardak çayın faydaları ve zararları</title>
		<link>http://mytorbali.com/bir-bardak-cayin-faydalari-ve-zararlari/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/bir-bardak-cayin-faydalari-ve-zararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 08:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Antidoksidan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayak Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Demlik]]></category>
		<category><![CDATA[Flavonoidler]]></category>
		<category><![CDATA[Gargara]]></category>
		<category><![CDATA[İHA]]></category>
		<category><![CDATA[Kafein]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Çay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2502</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bir bardak çayın faydaları ve zararları üzerine açıklamalarda bulunan uzmanlar, çay tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiğini belirtirken, çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürüyor. Uzmanlar fazla çay içmenin ise zararları olduğunu savunuyorlar. İHA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, çayın faydaları şöyle sıralanıyor: [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/bir-bardak-cayin-faydalari-ve-zararlari/">Bir bardak çayın faydaları ve zararları</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bardak çayın faydaları ve zararları üzerine açıklamalarda bulunan  uzmanlar, çay tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiğini  belirtirken, çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini  karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini  ileri sürüyor. Uzmanlar fazla çay içmenin ise zararları olduğunu  savunuyorlar.</p>
<p><strong>İHA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği  bilgilere göre, çayın faydaları şöyle sıralanıyor:</strong><br />
&#8220;Saçı  şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla  durulayın. Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı  daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye  bir şey kalmayacaktır. Boğaz ağrılarında posaları süzülüp soğuyan dem  boğaz ağrılarında gargara olarak kullanılır. Cildiniz yağlıysa banyodan  çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam  vazifesi görür. Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik  etkisi göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz. Eliniz  balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın. Gözünüz çapak  yapıyorsa, kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde  başınızın üstüne koyun. Yemek yerken dilinizi ısırdıysanız yine ilacı  demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz 9 yerine 3  günde iyileşecektir. Buzdolabınız koku yapıyorsa demlikte kalmış çay  posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin,  kokudan eser kalmayacaktır.&#8221;</p>
<p>Uzmanlar, çay haddinden fazla  içilecek olursa, &#8220;Çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı,  sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir&#8221;  diyerek, &#8221;Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları,  romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş  olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar,  mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler&#8221; uyarısında bulunuyor. Ülkemizde  oldukça fazla tüketilen siyah çay, faydaları ve zararları ile yine  gündemde. Son günlerde açıklanan araştırma sonuçlarına göre, günde iki  bardak çay tüketmek, kalp krizi ile ölüm riskini oldukça azaltıyor.  Araştırmacılar, bu şaşırtıcı sonuç karşısında çayın daha iyi incelenmesi  gerektiğini söyleyerek siyah ve yeşil çayda kalbi koruma özelliğine  sahip maddeler bulunabileceğini tahmin ettiklerini söylediler. Dr.  Kenneth Mukamal, sonuçların beklediğinden çok daha şaşırtıcı olduğunu ve  çay bitkisinin kalp sağlığı üzerindeki gerçek etkisinin, araştırma  sonucundan daha az olması durumunda bile, kalp krizinden kurtulmak için  hatırı sayılır bir fayda oluşturabileceğini savundu.</p>
<p>Çalışmada  çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm  oranları da araştırıldı. Araştırma sonuçlarına göre, çay tüketimi fazla  olanlarda (Günde 2 veya daha fazla bardak), çay tüketmeyenlere oranla  yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14  bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28  daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar. Bu geniş kapsamlı  araştırmada, araştırmacılar kalp krizinden sonra hayatta kalan bin 900  kişinin, kalp rahatsızlıklarından önceki çay tüketimlerini not alıp bu  kişileri 4 yıl boyunca izlemeye devam edecekler. Araştırmaya katılmış  olan doktorlar; denek olarak alınan kişilerin yeni bir kalp krizine ya  da kalp rahatsızlıklarına daha yatkın olan, yüksek risk grubundaki  insanlardan seçildiğini belirtiyorlar.</p>
<p>Araştırmacılar  &#8216;Flavonoidler&#8217;in (Bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak  bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki  dolaşımını daha kolay sağladığını ve böylece kalbi doğal yoldan  korumanın mümkün olabildiğini söylüyorlar. Ayrıca &#8216;Flavonoidler&#8217;in, LDL  kolesterolünün daha kötü bir kolesterol haline dönüşmesini  önleyebileceğine dair kanıtlar da bulduklarını belirtiyorlar.</p>
<p>Doktorlar  araştırmaların henüz bitmediğine dikkati çekerek, fazla çay tüketimini  henüz tavsiye etmemekle birlikte, kalp krizi geçirmiş olan ve çaydaki  kafeinden endişe edenlerin bu konuda korkmasına gerek olmadığını iddia  ediyorlar. Araştırma yapılırken hastalara ne tür çay (Kafeinli,  kafeinsiz) tükettikleri ile ilgili soru sorulmadı.</p>
<p>Araştırmacılar  tüketilen çayın kafeinli ya da kafeinsiz oluşunun, ortaya çıkan bu  olumlu sonucu değiştireceğini düşünmüyorlar. Uzmanlar bütün bitki  çaylarının farklı özellikler taşıdığını ve bu önemli etkiyi hepsinin  oluşturamayacağını savunuyor. Yeşil ve siyah çaydaki kimyasal bileşimin  de birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle farklı faydalar  sağlayabileceği ileri sürülüyor.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/bir-bardak-cayin-faydalari-ve-zararlari/">Bir bardak çayın faydaları ve zararları</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/bir-bardak-cayin-faydalari-ve-zararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gülümsemek ömrü 7 yıl uzatıyor</title>
		<link>http://mytorbali.com/gulumsemek-omru-7-yil-uzatiyor/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/gulumsemek-omru-7-yil-uzatiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 08:19:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Gülümsemek]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun Ömür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2498</guid>
		<description><![CDATA[<p>Uzun yaşamak istiyorsanız bol bol gülümseyin&#8230; Amerika’da ölmüş 230 beyzbol oyuncusuyla ilgili araştırmadan şu sonuç çıktı: Gülümsemeyen beyzbolcular 73, az gülümseyenler 75, çok gülümseyenler 80 yaşına kadar yaşamış. Buna göre çok gülümsemek ömrü 7 yıl uzatıyor. Çünkü gülümsemek kan dolaşımını hızlandırıyor, bu da fazla yaşatıyor.</p><p><a href="http://mytorbali.com/gulumsemek-omru-7-yil-uzatiyor/">Gülümsemek ömrü 7 yıl uzatıyor</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yaşamak istiyorsanız bol bol gülümseyin&#8230;</p>
<p>Amerika’da ölmüş 230 beyzbol oyuncusuyla  ilgili araştırmadan şu sonuç çıktı: Gülümsemeyen beyzbolcular 73, az gülümseyenler 75, çok gülümseyenler 80 yaşına kadar yaşamış.</p>
<p>Buna göre çok gülümsemek ömrü 7 yıl uzatıyor. Çünkü gülümsemek kan dolaşımını hızlandırıyor, bu da fazla yaşatıyor.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/gulumsemek-omru-7-yil-uzatiyor/">Gülümsemek ömrü 7 yıl uzatıyor</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/gulumsemek-omru-7-yil-uzatiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık için 3 öğün balık yiyin</title>
		<link>http://mytorbali.com/saglik-icin-3-ogun-balik-yiyin/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/saglik-icin-3-ogun-balik-yiyin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 08:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli Devlet Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Endokrinoloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Bilal]]></category>
		<category><![CDATA[Omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[Su Ürünleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2474</guid>
		<description><![CDATA[<p>Balığın sindirimi kolay olduğunu belirte uzmanlar, &#8220;Sağlık için 3 öğün balık yiyin&#8221; tavsiyesinde bulundu. Denizli Devlet Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nevzat Bilal, balığın sindirimi kolay olduğu için özellikle yaşlılar ve çocuklar tarafından tüketilmesi gerektiğini, kalp ve damar rahatsızlıkları bulunan kişilere de balık yemelerini önerdiklerini söyledi. Sağlıklı hayat sürmek için haftada en az 3 öğün balık [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/saglik-icin-3-ogun-balik-yiyin/">Sağlık için 3 öğün balık yiyin</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Balığın sindirimi kolay olduğunu belirte uzmanlar, &#8220;Sağlık için 3 öğün balık yiyin&#8221; tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Denizli Devlet Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nevzat Bilal, balığın sindirimi kolay olduğu için özellikle yaşlılar ve çocuklar tarafından tüketilmesi gerektiğini, kalp ve damar rahatsızlıkları bulunan kişilere de balık yemelerini önerdiklerini söyledi.</p>
<p>Sağlıklı hayat sürmek için haftada en az 3 öğün balık tüketilmesi gerektiğini belirten Dr. Bilal, balığın A ve D vitaminleri yönünden zengin olduğunu ifade etti.</p>
<p>A ve D vitaminlerinin özellikle kemik gelişiminde, ileriki yaşlarda kemiklerin kırılmasının engellenmesinde ve gözlerin daha iyi görmesinde etkili olduğunu anlatan Bilal, &#8220;Balığın çok iyi bir mineral kaynağıdır. İçinde bol miktarda fosfor, çinko, iyot bulunmaktadır. Bu mineraller ise yine kemik gelişiminde, saç sağlığında, insülin hormonu yapımında, yaygın olarak görülen guatr hastalığının engellemesinde, kanın normal yoğunlukta olmasında fonksiyonu olan minerallerdir&#8221; dedi.</p>
<p>Ayrıca hamsi gibi küçük balıkların kılçıkları ile yenilirse kalsiyum minerali açısından da iyi bir kaynak olduğunu ifade eden Bilal, &#8220;Balık özellikle gebeler için son 3 aylık dönemde bebeğin beyin gelişimi ve göz gelişimi için çok önemlidir. Bebeğinizin daha zeki olmasını istiyorsanız gebelik döneminde her hafta 2-3 defa düzenli balık tüketmek uygun olur. Bebeklerin ek besine başlama döneminde de 8. ay itibariyle balık tüketimine başlanmalıdır. Çünkü beyin gelişimi 5 yaşına kadar devam eder.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Balıkta doymamış yağ içeriğinin yüksek, özellikle de Omega 3 denilen yağ asitlerini bol miktarda bulunmasının kanın normal yoğunlukta olmasını sağladığını kaydeden Bilal, &#8220;Balık doğal aspirin gibidir. Omega 3 yağ asitleri aynı zamanda kalp-damar rahatsızlığı riski taşıyan kişiler için koruyucu, kötü huylu kolesterol yüksekliği ve iyi huylu kolesterol düşüklüğü olan kişiler için de iyi bir ilaçtır.</p>
<p>Balık içinde bulunan Omega 3 yağ asitleri kötü huylu kolesterolü düşürür, karaciğeri koruyan iyi huylu kolesterolü yükseltir. Omega 3 yağ asitleri özellikle büyük balıklarda daha çok bulunmaktadır. Bahar aylarındaki mevsim geçiş sürecini sağlıklı ve verimli geçirip yaza formda girmek isteyenler ve diyet yapanlar akşam öğününde et, tavuk, balık gibi proteinli yiyecekleri tüketmelidir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin 3 tarafı denizlerle çevirili olmasına rağmen balık başta olmak üzere diğer deniz ürünlerine alışık olunmadığı, halkın tüketiminin az olduğunu dile getiren Özpekler Su Ürünleri Genel Müdürü Yasin Özpek ise, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Bu kadar besleyici ve vücudu koruyucu olan balık daha fazla tüketilmelidir. Aileler sofralarından balığı eksik etmemeli. Böylece çocuklarda balık tüketme alışkanlığı kazanmış olur. Balığın &#8216;pahalı alamıyoruz&#8217; gibi bir mazeret olamaz. Çünkü alabalık, hamsi, sardalya gibi balık türleri her bütçeye uygun olup, diğer balıklara göre daha besleyicidir. Rusya ve Suriye beyaz eti ülkemizden alacağını duyurdu. Bu da beyaz ete zammın kapıda olduğunu gösterir. Balık fiyat yönünden ucuz, besleyici özelliği bakımından çok zengindir. Ürettiğimiz 12 milyon alabalığı tün dünyaya ihraç ediyoruz. Oralardaki insanlar balığın faydalarını bizlerden daha iyi biliyor ve bol bol balık tüketiyor.&#8221;</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/saglik-icin-3-ogun-balik-yiyin/">Sağlık için 3 öğün balık yiyin</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/saglik-icin-3-ogun-balik-yiyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günde 100 Kalori Yakmanın Yolları</title>
		<link>http://mytorbali.com/gunde-100-kalori-yakmanin-yollari/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/gunde-100-kalori-yakmanin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 10:32:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2437</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bugün kilo yapacak ekstra abur cubur mu yediniz? İşte ekstra kalorilerden kurtulmanızı sağlayacak öneriler: Sabit Oturmayın Gün boyunca sabit oturmak yerine biraz hareket edin. Bacağınızı sallayın ya da masanızda otururken ayağınızı yere vurun. Uzun bir telefon görüşmesi mi yapıyorsunuz? Ayağa kalkın ve dolaşın. Hareket halinde olduğunuzda saatte maksimum 100 kalori yakarsınız. Ev İşi Yaparken Egzersiz [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/gunde-100-kalori-yakmanin-yollari/">Günde 100 Kalori Yakmanın Yolları</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün kilo yapacak ekstra abur cubur mu yediniz? İşte ekstra kalorilerden kurtulmanızı sağlayacak öneriler:</p>
<p><strong>Sabit Oturmayın</strong><br />
Gün boyunca sabit oturmak yerine biraz hareket edin. Bacağınızı sallayın ya da masanızda otururken ayağınızı yere vurun. Uzun bir telefon görüşmesi mi yapıyorsunuz? Ayağa kalkın ve dolaşın. Hareket halinde olduğunuzda saatte maksimum 100 kalori yakarsınız.</p>
<p><strong>Ev İşi Yaparken Egzersiz Yapın</strong><br />
Gündelik işler egzersiz gibidir. Araştırmalara göre, kadınlar bunları yaptığında 100 kalori yakıyorlar:</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Bir saat boyunca bulaşık yıkamak<br />
Yarım saat evi süpürmek<br />
55 dakika boyunca yemek pişirmek<br />
Bir saat alışveriş ya da ütü yapmak<br />
40 dakika boyunca çocuk taşımak</span></strong></p>
<p><strong>İp Atlayın</strong><br />
Arabanıza, çantanıza ya da iş yerinizdeki masanıza bir atlama ipi koyun. Vaktiniz olduğunda ip atlayın. İp atlamak zevklidir ve yer kaplamayan bir araçtır. İp atlamak 10 dakika da 100 kalori yakmanıza neden olacaktır.</p>
<p><strong>Kimse Sizi İzlemiyormuş Gibi Dans Edin</strong><br />
Radyoyu açın ve dans edin. 20 dakikalık dans sayesinde vücudunuzdaki ekstra kalorileri yakabilirsiniz. Çocuğunuz varsa onu kollarınıza alın ve onunzla dans edin böylece kalorilerinizi daha hızlı yakarsınız.</p>
<p><strong>Oyun Oynamaya Çıkın</strong><br />
Çocuklarınız en iyi egzersiz arkadaşlarıdır. 30 dakika frizbi oynamak, 10 dakika paten kaymak ve 15 dakika boyunca yüzmek ayrı ayrı 100 kalori yakmanıza neden olacaktır</p>
<p><strong>1 Kilometreyi Hedefleyin</strong><br />
100 kalori yakmanız için ortalama olarak bir mil yürümeli ya da koşmalısınız. Bu yüzden bir mili ne kadar hızlı tamamlarsanız 100 kaloriyi o kadar hızlı yakarsınız.</p>
<p><strong>Oturmayı Bırakın Sıçramaya Başlayın</strong><br />
Gününüzün en az iki saatini oturarak mı geçiriyorsunuz? Ofis sandalyenizi bu egzersiz topları ile değiştirirseniz saatte fazladan 50 kalori yakarsınız. Nasıl mı? Egzersiz topunun üzerine oturduğunuz zaman ana kaslarınızı daha çok meşgul edersiniz.</p>
<p><strong>Spor Salonunda Hızlı Egzersiz Yapın</strong><br />
32 yaşındaki Joanne Ragan, 15 dakikada nasıl 100 kalori yakabileceğini araştırdı. 5 dakika koşu bandında koştu ve bisiklete bindi. Daha sonra 2 dakika boyunca kol kaslarını geliştirdi ve ağırlık kaldırdı. Sonraki 5 dakika koşu bandında koştu ve yürüdü. Son olarak da 3 dakika çömeldi, kalktı ve duvar hareketleri yaptı.</p>
<p><strong>Susadınız mı? Suyunuzun Soğuk Olduğundan Emin Olun</strong><br />
Suyu yudum yudum içmeyin. Onun yerine hızlı ve soğuk için. Günde düzenli dağılmış 8 bardak su içmeki bardak başına 25 kaloriye denk gelen metabolizmik desteği sağlar. Suyu soğuk içtiğiniz zaman vücudunuz suyu ısıtmak için çaba harcayacaktır ve bu da daha fazla kalori yakmanız demektir.</p>
<p><strong>Kendinizi Sıcak İçeceklerle Tedavi Edin</strong><br />
Soğuk suya ek olarak kendinizi bir fincan kahve ya da yeşil çay ile sakinleştirin. Bu içecekler sinir sisteminizi harekete geçirir ve bu hareket sayesinde kalori yakarsınız. Araştırmalara göre, günde üç bardak yeşil çay 78-106 kalori yakmanıza neden oluyor .</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/gunde-100-kalori-yakmanin-yollari/">Günde 100 Kalori Yakmanın Yolları</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/gunde-100-kalori-yakmanin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflatan 9 Bitki</title>
		<link>http://mytorbali.com/zayiflatan-9-bitki/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/zayiflatan-9-bitki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 10:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2410</guid>
		<description><![CDATA[<p>İşte diyet yaparken kilo vermenize yardımcı olabilecek, yemeklerinizin içine ekleyebileceğiniz ya da demleyerek içebileceğiniz bitkiler: Arnavut biberi Dolaşım ve sindirim sistemini düzenler. Yağ yakıcı özelliği vardır. Tarçın Yağ yakmaya yardımcı ve enerji veren bitkidir. Yeşil çay Diyet listelerinin vazgeçilmez içeceği yeşil çay, yağ yakma hızını artırır. Zindelik verir. Guar Sakızı Açlık hissini bastıran bu bitki [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/zayiflatan-9-bitki/">Zayıflatan 9 Bitki</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte diyet yaparken kilo vermenize yardımcı olabilecek, yemeklerinizin içine ekleyebileceğiniz ya da demleyerek içebileceğiniz bitkiler:</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Arnavut biberi</strong></span><br />
Dolaşım ve sindirim sistemini düzenler. Yağ yakıcı özelliği vardır.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Tarçın</strong></span><br />
Yağ yakmaya yardımcı ve enerji veren bitkidir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Yeşil çay</strong></span><br />
Diyet listelerinin vazgeçilmez içeceği yeşil çay, yağ yakma hızını artırır. Zindelik verir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Guar Sakızı</strong></span><br />
Açlık hissini bastıran bu bitki ile daha az ama daha sık yemek yiyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Rezene</strong></span><br />
Demlenerek içilen rezene çayı kandaki çay oranı düzenler, sakinleştirici etkisi vardır.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Karahindiba</strong></span><br />
Kökü Vücudu toksinlerden arındıran ve yağ yakmayı sağlayan karaciğerin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Keten tohumu</strong></span><br />
Dolaşım ve sindirim sistemini güçlendiren keten tohumu aynı zamanda tokluk hissi de verir. Yoğurt ve ya salataların üzerine dökerek tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">Maydanoz</span></strong><br />
İdrar yollarının sağlıklı çalışması için faydalıdır. Mideyi ferahlatır ve kilo vermenize yardımcı olur. Taze ya da demleyerek içebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Sinameki</strong></span><br />
Dolaşım ve boşaltım sistemini tamamen doğal destekleyen bitkidir.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/zayiflatan-9-bitki/">Zayıflatan 9 Bitki</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/zayiflatan-9-bitki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Kalmanın Sırları</title>
		<link>http://mytorbali.com/guzel-kalmanin-sirlari/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/guzel-kalmanin-sirlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 17:13:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fondöten]]></category>
		<category><![CDATA[Güzelleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[Vazelin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=2301</guid>
		<description><![CDATA[<p>Güzelleşmek kolay ancak güzelliği korumak daha zor. 1. Fondötenden vazgeçin: Akne sorunu olan kişilerin ilk başvurdukları yollardan biri, onları kalın bir fondöten tabakasıyla kapatmaya çalışmaktır. Ancak fondöten 30 yaş üstü kadınlar içindir. Sadece natürel güzelliğinizi kapatmakla kalmaz, sizi doğallıktan uzaklaştırır. Genç teninizi fondötenin arkasına gizlemek yerine, sadece hatalı noktalarda kapatıcı ürünler kullanın. Üzerine çok hafif [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/guzel-kalmanin-sirlari/">Güzel Kalmanın Sırları</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzelleşmek kolay ancak güzelliği korumak daha zor.<br />
<strong><br />
1. Fondötenden vazgeçin</strong>: Akne sorunu olan kişilerin ilk başvurdukları yollardan biri, onları kalın bir fondöten tabakasıyla kapatmaya çalışmaktır. Ancak fondöten 30 yaş üstü kadınlar içindir. Sadece natürel güzelliğinizi kapatmakla kalmaz, sizi doğallıktan uzaklaştırır. Genç teninizi fondötenin arkasına gizlemek yerine, sadece hatalı noktalarda kapatıcı ürünler kullanın. Üzerine çok hafif bir pudra ya da renklendirilmiş nemlendirici sürebilirsiniz. Renklendirilmiş nemlendiriciler daha hafif ve doğal bir görünüm verir. Ancak illa fondöten kullanacaksanız, toz formundaki mineral ürünleri tercih edin.</p>
<p><strong>2. Kapatıcıyı yaymayın</strong>: Kapatıcıyı uygularken ovalayarak yaymak yerine, orta parmağınıza bir miktar alıp kapatacağınız noktaya hafifçe vurarak üzerini kapatın. Yaymayın, ovalamayın, sadece küçük vuruşlarla kapatın!</p>
<p><strong>3. Ya gözlerinizi ya dudaklarınızı öne çıkarın</strong>: Eğer gözlerinize makyaj yaptıysanız dudaklarınıza sadece bir parça parlatıcı sürmeniz yeterli olur. Kırmızı, dramatik görünümlü bir ruj mu sürmek istiyorsunuz? O zaman, yüzünüzü aydınlık tutun. Koyu renk allıklardan kaçının, sadece kirpiklerinize maskara sürün.</p>
<p><strong>4. Abartmayın</strong>: Hangi yaşta olursanız olun, çok fazla boyanmak kimseyi güzelleştirmez. Fondöten, pudra, allık, göz kalemi, maskara, göz farı ve ruju günlük makyajınızda kullanmayı alışkanlık haline getirdiyseniz, yaşınıza göre abartılı makyaj yapıyorsunuz demektir. Gerçekten neye mi ihtiyacınız var? Harika bir maskara, sivilceler ve bıraktıkları lekeleri kapatmak için bir kapatıcı ve dudak parlatıcısı. Kış aylarında yüzünüz solgun görünüyorsa allık da kullanabilirsiniz.<br />
Saçlarınız beyazlayamaya başlayınca her ay dip boyasıyla uğraşacaksınız. O yüzden saç boyası için acele etmeyin. Saçınızın rengini biraz açmak istiyorsanız çok hafif gölgeler attırabilirsiniz. Ancak sizi basit gösterecek kadar yoğun olmamasına dikkat edin. Buradaki amaç, çevrenizdekilerin saçlarınızın doğal olarak güneşte açılmış gibi görünmesini sağlamak, ucuz bir kuaförde meç yaptırmış izlenimi vermek değil!</p>
<p><strong>5. Vazelin dostunuz olsun</strong>: Pahalı dudak ürünleri yerine vazelin kullanabilirsiniz. Kuruyan, çatlayan, pul pul olan dudaklarınıza bir miktar vazelin sürüp masaj yapın. Daha yumuşak ve pürüzsüz olduklarını göreceksiniz. Vazelini zorda kaldığınızda göz makyajını temizlemek için de kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>6. Akne için dermatoloğa gidin</strong>: Akne sorunu olanların yaptığı en büyük hata nedir? Dermatoloğa gitmemek. Bir çantaya 200 lira yatırmak yerine, bu parayı dermatoloğa verin. Sivilcelerden kurtulmak yapabileceğiniz en iyi yatırımdır. Bunun en garanti yoluysa dermatologdan geçer. Cilt güzelliğiniz için ilk yapmanız gereken şey, her gün güneş koruyucu kremi kullanmak. Böylece 50 yaşınıza geldiğinizde bile harika görüneceksiniz. Unutmayın, UV ışınları bulutları geçebilir ve bu ışınlar cildinizin yaşlanma sürecini hızlandırır. Akne sorunu olanlar, özel olarak bu soruna yönelik olarak üretilmiş güneş kremlerini kullanabilirler.</p>
<p><strong>7. Tırnaklarınıza bakın</strong>: İnsanlar genellikle karşıdakilerin el ve ayaklarına bakarak onları yargılar. Tırnaklarınızı temiz ve aynı uzunlukta tutun. El tırnaklarınızı yuvarlak, ayak tırnaklarınızı düz kesin. Bu alışkanlık ilerde ayak tırnaklarında görülebilecek travmaları, tırnak deformasyonlarını engeller. Eğer onları boyamak istiyorsanız, ojeyi yarısı dökülüp ucuz bir görüntüye neden olacak kadar uzun bir süre tırnaklarınızda tutmayın.</p>
<p><strong>8. Bu ürünleri denemeden almayın</strong>: Bazı güzellik ürünlerini denemeden almamak gerekiyor. Ruj, pudra ve allık alırken mutlaka teninize uyup uymadığını deneyin. Eğer parfüm satın almak istiyorsanız yine almadan önce mutlaka denemelisiniz. Çünkü bir parfüm başkasında harika kokarken sizde aynı etkiyi yaratmayabilir. Hatta bazı parfümlerin kokusu bir saat sonra değişip size rahatsızlık verebilir.<br />
Neleri denemeden alabilirsiniz? Maskara, göz kalemi, dudak parlatıcısı ve birçok temel renk göz farını.</p>
<p><strong>9. Gözlerinizin içine kalem çekmeyin</strong>: Bu gözlerinizi olduğundan daha küçük gösterir. Bunun yerine kalemi kirpik hizasına çekin. Ayrıca çok keskin hatlı bir çizgi doğal görünmez. Bu nedenle kalemi çektikten sonra parmağınızla keskin çizgiyi hafifçe dağıtın.</p>
<p><strong>10. En güzel yanınızı keşfedin</strong>: İnsanlar genellikle dudaklarınızın ne kadar güzel olduğunu söylüyorsa, parlatıcılarla dudaklarınızı ön plana çıkartabilirsiniz. En çok gözlerinin rengi iltifat alıyorsa, onu daha da belirginleştirecek bir far ya da maskara kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>11. İstenmeyen tüyler meselesi</strong>: Çok şanslısınız. Çünkü günümüzde istenmeyen tüylerden kurtulmak için geliştirilen lazerli epilasyon teknolojisi geçmişe göre hem çok gelişti, hem de ucuzladı. Epilasyonu güvenilir, en yeni teknolojileri kullandıklarına emin olduğunuz bir yerde, işin uzmanlarına yaptırmakta fayda var. İşlem sonrası dikkat etmeniz gereken en önemli noktaysa kesinlikle işlem görmüş bölgeyi güneşe maruz bırakmamak. Mutlaka güneş koruma kremi kullanmalısınız. Aksi takdirde kalıcı lekeler oluşabilir. Eğer tüyleri jiletle temizleme yoluna giderseniz, işlemi banyonuzun sonunda yapmaya özen gösterin. Böylece cildinizde oluşacak tahrişi azaltmış olursunuz.</p>
<p><strong>12. Anahtar ürünlere para harcayın</strong>: 50 liralık bir göz kalemiyle güvenilir bir markanın 10 liralık göz kalemi arasında büyük bir fark görmeyeceksiniz. Ancak göz farı seçerken lüks bir ürünle, ucuz bir ürün fark yaratabilir. Kaliteli bir far bütün gün gözünüzde kalırken, ucuz olan uçup kaybolabilir ya da göz kapağınızda çamura dönüşebilir. Pudra ve allığa harcadığınız paraya acımayın. Çünkü lüks pudralar, o kadar ince zerreciklerden oluşur ki, yüzünüze birkaç kat bile sürseniz doğal bir görünüm elde edebilirsiniz. Çok sorunlu bir cildiniz yoksa nemlendiriciye ve cilt temizleyicisine de servet yatırmanız gerekmiyor.</p>
<p><strong>13. Saç ürünlerini doğru miktarda kullanın</strong>: Saçlarınız için kullandığınız şekillendirici ürünlerin miktarını abartmayın. Saçların itseline şekle girmemesinin ya da yarım saat sonra düşmesinin esas nedeni de budur. Bu tip ürünleri çok fazla miktarlarda kullanmak saçınızı ağırlaştırır, yağlı görünmesine neden olur.</p>
<p><strong>14. İyi uyuyun</strong>: Uzmanlar, sekiz saat uykuya ihtiyacımız olduğunu söylüyor. (Bu durumda sabah yedide kalkıp güne başlıyorsanız, maalesef saat 23.00’da yatağa girmeniz gerekiyor) Cilt uyku sırasında yenileniyor, hücreler kendini onarıyor. Sağlıklı bir uyku düzeni, cildi genç tutmak için pahalı kremlerden daha fazla işe yarıyor.</p>
<p><strong>15. İyi beslenin</strong>: Sağlıklı beslenme düzeninin de pahalı kremlerden daha çok işe yaradığı bir gerçek. Eğer hamburger ve patates cipsiyle besleniyor, sebze yemeklerine burun kıvırıyor, su yerine kola içiyorsanız, problemli bir cilde davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Mesele, cipsin sivilceye neden olup olmaması değil, bu tip bir beslenme düzeninin cildin ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayamaması. Unutmayın, taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, et, balık, yumurta ve baklagiller cilt hücreleriniz için eşsiz birer besin kaynağıdır.</p>
<p><strong>16. Sigara ve alkol o kadar da “cool” değil</strong>: “Erkek gibi içmek” kimi zaman alkışlanan bir durumdur. Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de kadınların aşırı alkol kullanımına karşı yapılan bir kampanyanın sloganı, “Erkekler gibi içersen onlara benzersin”di. Afişlerinde, aşırı boyanmış, içkiden burnu kızarmış yaşlı bir erkek yüzü kullandılar. Aşırı alkol kullanımı cildin susuz kalmasına, cilt için çok gerekli olan A vitamini oranlarının düşmesine neden olur. Bu da cildi erken yaşlandırır. Sigaradaki zehirli kimyasallar da cildi yaşlandırır, solgun bir görünüme ve lekelere neden olur.</p>
<p><strong>17. Temizleyin, nemlendirin</strong>: Yüzünüzü günde iki kez, sabah uyandığınızda ve akşam yatağa gitmeden önce temizleyin. Sert sabunlar yerine, cilt tipinize uygun temizleyici jeller ve barlar kullanın. Cildi yağlı olan kişiler, yüzlerini çok yıkarlarsa, yağdan ve sivilceden kurtulacaklarını düşünürler. Ancak bu, yağ bezelerini uyararak daha fazla yağ üretimini tetikler, ciltteki koruyucu tabakayı ortadan kaldırır ve cildin nem kaybetmesine neden olur. Yıkadıktan sonra yüzünüzde gerginlik hissediyorsanız bu, daha hafif bir temizlik ürünü kullanmanız gerektiği anlamına gelir. Cilt tipinizi iyi tahlil edin ve ona uygun bir nemlendirici seçin. Her cildin ihtiyaç duyduğu bakım farklıdır.</p>
<p><strong>18. Asıl olan iç güzelliktir</strong>: Unutmayın, asıl güzellik içtedir. Kendinizi güzel hissederseniz, başkaları da sizin güzelliğinizi görür. Hiçbir makyaj malzemesi, kendine güvenin ya da ışıltılı bir gülümsemenin yapabildiğini yapamaz.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/guzel-kalmanin-sirlari/">Güzel Kalmanın Sırları</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/guzel-kalmanin-sirlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolalı içecekler kemiklere zarar veriyor</title>
		<link>http://mytorbali.com/kolali-icecekler-kemiklere-zarar-veriyor/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/kolali-icecekler-kemiklere-zarar-veriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 22:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Tabipler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Fosforu]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kola]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Şükrü Hatun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=1885</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kolalı içeceklerin içindeki yüksek miktardaki fosforun, kan fosforunu yükseltiyor. Kolalı içeceklerin içindeki yüksek miktardaki fosforun, kan fosforunu yükselterek kemiklerden kalsiyum kemiren hormonun düzeyini artırdığı ve bir süre sonra kalsiyumu azalan kemiklerin sağlamlıklarını yitirmesine yol açtığı belirtildi. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/kolali-icecekler-kemiklere-zarar-veriyor/">Kolalı içecekler kemiklere zarar veriyor</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolalı içeceklerin içindeki yüksek miktardaki fosforun, kan fosforunu yükseltiyor.</p>
<p>Kolalı içeceklerin içindeki yüksek miktardaki fosforun, kan fosforunu yükselterek kemiklerden kalsiyum kemiren hormonun düzeyini artırdığı ve bir süre sonra kalsiyumu azalan kemiklerin sağlamlıklarını yitirmesine yol açtığı belirtildi.</p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, obezitenin her geçen gün hızla arttığını ve son yıllarda özellikle çocukların sağlığını tehdit etmeye başladığını söyledi.</p>
<p>Obezitenin, sadece aşırı şişmanlık olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Hatun, zaman içerisinde obezitenin şeker, kalp gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kronik hastalıklara zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Şekerli gıdalar içerisinde kolalı içeceklerin çok fazla tüketildiğine, bunun da sağlık üzerinde birçok olumsuz etkisinin olduğuna dikkati çeken Hatun, kolalı içeceklerin tüketiminin her geçen gün arttığını söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Şükrü Hatun, &#8220;Kolalı içecekler bir taraftan kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten, dolayısıyla insülin hormonunu artırarak, vücudun yağ depolamaya yönelmesine yol açan yüksek miktarda şeker içermesi nedeniyle, diğer taraftan süt ve süt ürünleri gibi sağlıklı beslenmenin temeli olan içeceklerin yerine geçtiği için şişmanlık için risk oluşturuyor.&#8221; diye konuştu. Bunların dışında kola içme alışkanlığının fast-food beslenmeye eşlik ettiğini ve kola ile birlikte daha fazla yemek yendiğini belirten Hatun, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;ABD&#8217;deki çocuk sağlığı otoriteleri, çocukların kolalı içeceklerden uzak tutulmasını öneriyor. Kolalı içeceklerin esas zararlı etkisi ise kemikler üzerinde oluyor. Amerikan Tabipler Birliği&#8217;nin Çocuk Sağlığı Dergisi&#8217;nde kolalı içecek alışkanlığının lise öğrencisi kızlarda kemik kırıkları sıklığını 3 kat artırdığını gösteren bir araştırma yayımlandı.&#8221; </p>
<p><a href="http://mytorbali.com/kolali-icecekler-kemiklere-zarar-veriyor/">Kolalı içecekler kemiklere zarar veriyor</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/kolali-icecekler-kemiklere-zarar-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antep Fıstığı Mucizesi</title>
		<link>http://mytorbali.com/antep-fistigi-mucizesi/</link>
		<comments>http://mytorbali.com/antep-fistigi-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 21:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mytorbali.com &#124; Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık & Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Antep Fıstığı]]></category>
		<category><![CDATA[E Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Gamma Tocopherol]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Şam Fıstığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mytorbali.com/?p=1796</guid>
		<description><![CDATA[<p>Her gün Antep ya da Şam fıstığı yiyenlerin vücudunda &#8220;gamma-tocopherol&#8221; adlı maddenin daha fazla bulunduğu belirlendi. Bu madde serbest radikallerin hücreye verdiği zararı önlüyor. Kansere karşı da etkili ABD&#8217;nin Teksas Kadın Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, her gün tüketilen antep ya da Şam fıstığının kanserin pek çok türünü önlemeye yaradığını ortaya çıkardı. Araştırmada, gönüllü katılımcılar [...]</p><p><a href="http://mytorbali.com/antep-fistigi-mucizesi/">Antep Fıstığı Mucizesi</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün Antep ya da Şam fıstığı yiyenlerin vücudunda &#8220;gamma-tocopherol&#8221; adlı maddenin daha fazla bulunduğu belirlendi. Bu madde serbest radikallerin hücreye verdiği zararı önlüyor.</p>
<p><strong>Kansere karşı da etkili</strong><br />
ABD&#8217;nin Teksas Kadın Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, her gün tüketilen antep ya da Şam fıstığının kanserin pek çok türünü önlemeye yaradığını ortaya çıkardı. Araştırmada, gönüllü katılımcılar iki gruba ayrıldı. İlk grupta bulunan deneklere, normal beslenme rutinlerinin yanında dört hafta boyunca 68 gram Antep fıstığı yedirildi. Dört haftanın ardından, Antep fıstığı tüketen grup ve tüketmeyen kontrol grubu üzerinde çeşitli ölçümler yapıldı.</p>
<p><strong>E vitamininin bir türevi</strong><br />
Üniversitenin araştırmasına katılan deneklere yapılan ölçümler sonucunda, her gün Antep fıstığı yiyenlerin vücudunda bulunan “gamma-tocopherol” adlı maddenin daha fazla olduğu görüldü. E vitamininin bir türevi olan “gamma-tocopherol”, antioksidan işlevi görüyor. Bu madde, “serbest radikaller” adı verilen moleküllerin hücrelere vereceği zararın önüne geçiyor. Böylece kanser, daha gelişmeden engellenmiş oluyor.</p>
<p><a href="http://mytorbali.com/antep-fistigi-mucizesi/">Antep Fıstığı Mucizesi</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mytorbali.com/antep-fistigi-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

